22 Ocak 2016 Cuma

Mustafa Koç

Dün bir ADAM kaybettik... Hani sırf zengin diye bazınıza batan bir ADAM... Hayırlı Cuma'lar diye paylaşımları olmayan bir ADAM... İnancın Allah ile kul arasında olduğunu bilen ve inançlı bir ADAM... Sırf çevresi görsün de işleri artsın diye Hayırlı Cuma'lar, hayırlı kurbanlar, hayırlı kandiller diye göstermelik paylaşımlar yapan ama vergisini kaçıran, çalışanının sigortasını asgariden gösteren sonra adamım diye ortada dolaşan nice soytarıya oranla katbekat bir ADAM... Mekanı Cennet olsun diye temenni ederiz, o kendi hesabını alnının akıyla verecektir Allah'a, bizler eminiz... Ama soysuz bir İT grubu var şimdi isimlerini tek tek yazmak istemiyorum, onlar da bir gün hesap verecekler elbet... Düşünün ki, bizleri kandıramayan insan kılıklı müsveddeler bakalım Allah'ı kandırmaya çalışacaklar mı? Göreceğiz...

Mert Erdumlu / 22.01.2016

8 Ocak 2016 Cuma

Azdan az, çoktan çok gider...

Atatürk ve Cumhuriyet rejimi düşmanları için birkaç kelam edeyim...

Bakın... 2 seçenek vardı... İşgal kuvvetleri egemenliği altında yaşamak ya da yeni bir rejim... Tüm dünyada var olan Cumhuriyet rejimi sayesindedir ki 1950'lerden beri Türkiye'ye kan kusturan partilerin menşei bellidir... Fazla söze hacet yoktur... Mevcut iktidar göreve gelince bitti 80 yıllık zulüm diye sevinen fikir, zeka fukaraları bilmezlermi ki zaten o 80 yılın 60 yılı mevcuttakinin benzeri partiler tarafından yönetilerek geçti... Bir zihin fukara olur da, bu kadar mı fukara olur... Bir insan ülkeyi işgalden kurtaran komutana bu kadar mı nefret tohumlarıyla beslenir? Tek başına mı kurtardı diyenler var... Çok sevdiğim, çok takdir ettiğim Sultanlarımızdan Fatih Sultan Mehmet tek başına mı aldı İstanbul'u? Ona yanıt veremezsiniz... Tarihte hangi savaş komutanlar tarafından tek başına kazanılmış? Cevap veremezsiniz !!! Ama başarıları somut bir komutanın, Atatürk'ün başarılarını bu kelime oyunları ile küçümsemeye çalışır, sonra da ne kadar zeka fukarası olduğunuzu farketmeksizin bir de kendinizi akıllı zannedersiniz... Evvel Allah, bu ülkenin Cumhuriyet çocukları da Elhamdülillah Müslümanız demesini de, Allah'ın bahşettiği bir komutanın nelere kadir olduğunu da bilmektedir... Dıştan bol olan düşmanın, hainin içten az olmasını beklemeyiz zaten... Ne kadar çoksanız da, azdan az çoktan çok gider. Bunu iyi bilesiniz. Zira biz çok iyi biliriz.


Mert Erdumlu / 08.01.2016

30 Aralık 2015 Çarşamba

Ufak ufak her şeye dair...

Her sene aynı terane. Cahilsin eyvallah da, bu ülkedeki müslümanların hangisi 24 Aralık tarihinde bir kutlama yaptı?

Diğeri farklı bir seremoni... 31 Aralık gecesi evde ailecek oturup çerez yemeye mi karşısınız? Müzik dinlemeye mi? Hangisine?

Ben cehalete karşıyım örneğin... Hem de fazlasıyla...

***

Adam açmış bir pankart, altında yazıyor İnönü Üniversitesi... Ne diyor pankartta?

ODTÜ kapatılsın diyor. ODTÜ Makina 468 puan, İnönü Makina 266 puan... Muhakemeyi siz yapın... Ben susuyorum...

***

Çıkmışlar ilçelerimiz şöyle harap, böyle kan gölü, böyle bilmem ne? Özerklik istiyorsun ya, gül demetleriyle gelmeyecekti Türk ordusu değil mi? Ve halen şaşırıyorum... Binlerce yıllık Türk tarihini halen neden öğrenemeyip de, Türklerle bu gibi şakalar yapılamayacağını... Gerçekten anlayamıyorum...

***

Atatürkçü ya da Kemalist diye 2 ayrı akımın başlaması için Atatürk'ün hala yazılı bir metnine, kelamına rastlamadım... O yüzden bu 2 sıfattan herhangi birini kullanana sesleneceğim. Kimlik kaygın neden? Atatürk senden bir şey isterken, klavuzun ben olayim sen de bir bok yapmadan propaganda yapmaya devam et dedi de, o kaynaklara biz mi ulaşamıyoruz? Sevgiliye göre duruş değiştirenler, esen rüzgarın yeline kapılanlar, onlar, bunlar... Sizden bir bok olmaz ben açık konuşayim. Gençliğe hitabede bahsedilen genç senin gibi kaypak olanlar değil ve de her genç olan da değil elbet... Okuyan, düşünen, yeri geldiğinde dövüşen, araştıran, öğrenen, yeri geldiğinde muhakeme yapabilen, günü ve gündemi değerlendirip, eski öğretilerini gün ve gündem içerisinde uyarlayıp konuşabilen, davranabilen genç sen misin? Geç aynanın karşısına, düşün bakalım...

***

Çok sevdiğim bir söz var... İnsan yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanır... Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır...

Bu sözden, bildiği 2-3 farklı mecra ile kendini yaşıyor ya da yaşadı sananlara da bir çift sözüm var... Yaşamak, önce ADAM olmayı öğrenebilmektir... Fesatlıktan, kaypaklıktan uzak durabilmektir. Hainlik, sinsilik gibi özelliklerden arınabilmektir... Bu meyanda yaşadım diyebilen kaç kişi var ise, başımızın üstünde yeri vardır... Diğerleri hak ettikleri hayatlar içinde yaşıyormuşçasına devam ediyorlar zaten...

Mert Erdumlu / 30.12.2015

2 Aralık 2015 Çarşamba

Toplumumuzda bilgi ve karşılıklı saygı üzerine...

Türk toplumu olarak ananelerimize, örf ve adetlerimize bağlı idik !!! Ama artık değiliz !!!

Hatırlayın, eskiden mahallenin okumuş insanına duyulan saygıyı !!!

Hatırlayın, eskiden mektepli birinin ağzından dökülen sözlere verilen önemi !!!

Şimdiyi düşünün bir de...

Şimdi herkes biliyor. Bilmediğini de biliyor, bildiğini sandığını da biliyor, onu da biliyor, bunu da biliyor. Ve de daha vahimi ne biliyor musunuz? Bu insanlarda KARŞIDAKİ İNSAN NE BİLİYOR olabilir muhakemesi dahi yok...

Dediğim gibi ananelerimize bağlı bir millet idik !!!

O konuda dahi bozdular bizi... Toplumumuzun genleri ile oynadılar... Bazen kızıyor öfkeleniyoruz ya, aslında bilin ki öfkelendiğimiz toplumumuzun kendilerini bizlerden ayrı gören bireyleri değil, bu bireyleri değiştirmeyi başarmış kişi, kurum ya da kuruluşlardır...

Sokrates'in de dediği gibi: 'bir şey biliyorsam, o da hiçbir şey bilmediğimdir' mefhumunu hayat ilkesi edinmiş bizler aslında bilen değil, bilgiye ve öğrenmeye hasret bireyleriz... Bizlere öğreteceğiniz her ayrıntıya saygı duyarız. Her yaşanmışlık bir bilgelik taşır kendi içinde... Yeter ki karşılıklı saygı çizgisinden sapma olmasın.


Mert Erdumlu / 02.12.2015

1 Kasım 2015 Pazar

Bakarak görmemek, işiterek duymamak...

Ne olduğunun kim olduğunun önemi yok diyip severlerse seni bil ki çocuk, ne olduğunun kim olduğunun ya önemini anlayacak birileri yoktur karşında, ya da ne olduklarının kim olduklarının önemini sorgulamamak menfaatleri gereğidir... Hayat bu, bazen bakarak görmemek, bazen de işiterek duymamak gerekir... Ki mutluymuş gibi yaşayabilesin...


Mert Erdumlu / 02.10.2015

28 Ekim 2015 Çarşamba

Yüreklerdeki depremler, yüzlere gülümseme olarak yansır...

İçinizin yandığı oldu mu buram buram...

Peki ya depremlerin dinmediği, yüreğinizde?

İnceden sızıların her daim kol gezdiği vücudunuzun dört bir yanının prangalara vurulmuş hissettiğiniz olmadı mı hiç?

Yazık...

İnsan oldum sandığınız her gün, dışarıda yüzlerinde gülücüklerin hiç eksik olmadığı insanlar var ya hani... İşte onların sıkıntısı, anlattıklarında anlayamayacak olmanızın kesin dışa yansıma şekli...

Ve de yazık ki...

Savrulurken savurur bazen insanlar... Kimi... Neyi... Neden... Demeksizin...


Mert Edumlu / 28.10.2015

30 Temmuz 2015 Perşembe

Cehaletin bir yanılgısı daha: domuz yağı ihtiva eden ürünler !!!

Sanılanın aksine Avrupa'da, domuz yağı ve türevi bir madde ihtiva etmiyor açıklaması yapan firmaların ürünlerinde, buna benzer maddeler saptanırsa, Avrupa Birliği yasaları nezdinde çok ciddi tazminat yaptırımları var.


Yani cahil kardeşler, arkadaşlar !!!

Sözüm öyle ki, SEN Türkiye'de farkına varmadan domuz eti ya da yağı yersin, çünkü ülkemizde domuz yağı vs ihtiva etmez der firma ama ihtiva etmesinden çekinmez, koyar eder de burada yani AVRUPA'da, o dediğin mümkün olmaz...

Oturduğun yerden, yurtdışına giden herkesin domuz yağı vs yediğini ve kendinin ne kadar mükemmel bir müslüman olduğunu düşünür durursun da, bilmezsin ki, senin bu çekindiğin şeyi yeme ihtimalin benim yeme ihtimalimden çok daha yüksektir...


Hadi öptüm...

Bu aralar ve bundan sonra daima, cehalete takmış olacağım cahil arkadaşım !!

Çünkü, insanca konuşunca, senin ayarında kelamlar edince, çok anladığını düşünemedim yıllar boyu... Madem anlamıyorsun, en azından ne olduğunu anlamış olursun...


Ha, bu arada cahil arkadaşım, sana bir notum daha olacak...

Okumak cehaleti alır ama eşeklik baki kalır derler ya, onu da senin düşündüğün gibi okumuş insanlar için değil, senin gibi eşekler için söylemişler... Yani, demek istemişler ki, sen okumuş olsaydın da, hamurundaki eşeklik baki kalacaktı, o yüzden okumadım diye hayıflanma...


Mert Erdumlu
30/07/2015