2 Aralık 2014 Salı

Neden? Çünkü...

Uzunca bir ara sonra kalemi alalım elimize...

Neydi bizden çalınan ya da çalındığını zannettiğimiz onca şeyin altında yatan ana sebep?

Neden önlemeye ve engellemeye çalışıyorlardı ısrarla ve kat'i tavırlar içerisinde?

Neden?

Çünkü...

Aslında bunu yazıp bırakmayı sevdim hep...

Verilecek cevaba değer bulmadım bir çoğunuzu, itiraf etmeliyim. Bu hakaret ya da aşağılamak değil... Tepeden bakmak da değil... Bu hepinizin sıradanlığına bir isyan haykırışı... Neden? Çünkü... Biter benim için... Net...


Ama bu kez izaha gayret dönemlerimdeyim...

Çünkü...

Çünkü, YARATICI olan herkesten nefret etti bu toplum.

Yeni bir fikir, yeni bir girişim her daim kösteklenmeye çalışıldı... Herkesin harcı olmasa da YARATICI FİKİR sahibi olabilmek, olabilenleri farkettiklerinde alaşağı etmeyi denediler... Başardılar da çoğu kez... Kimi zaman mevkinin gücü, kimi zaman makamın getirdikleri YARATICI bireylerin önünde aşılmaz barikatlar kurdu... Ya da aşılmaz zannedilen barikatlar...

Hayat bir döngü... İster Allah diyin, ister kader, ister doğa diyin, ister karma... Bu dünyada garip bir adalet sistemi var... İsmine  kabaca etme bulma dünyası diyoruz...


Şimdi, hepiniz... Evet, hepiniz... Önüne barikat kurduğunuz tüm YARATICI bireyler adına başınıza gelecekleri izleyin...





Mert Erdumlu
03.12.2014

16 Kasım 2014 Pazar

En sevmediğim şey...

Hayatta en çok sevmediğin şey nedir diye sorsalar, kesinlikle şunu söylerdim:

- Henüz konuştuğunu sandığı ana dilindeki yazım kurallarına vakıf olma kabiliyetinden yoksunken yazı yazmak suretiyle;

           * İnsanlara, hiç de ehil olmadığı bir konuda dikte etmek
           * Kendini, başkalarını karalamak suretiyle aklamaya çalışmak
           * İnsanların zekalarıyla ilgili yorum yapabilecek akli idrak mertebesinin somut emareleri bulunmuyorken dahi, bundan geri durmamak...


Saygılar


Mert Erdumlu
17.11.2014

Yürüyedur...

Sihiri kaçmayagörsün bazı şeylerin...

Büyüsü bozulmayadursun bazı durumların...

Hiçbir şey koymuyor da insana, en çok rüyalarının artık eskisi gibi olmayacak olması hüzünlendiriyor...

Cevapsız sorular, bitirilmemiş cümleler var aklımda...

Cevabını bildiğim tek mefhum, her daim adamlığımdan ödün vermeyecek kadar dimdik durmam ve hep doğru bildiğim yolda tek başıma da olsa yürüyedurmamdır...

Öyle ya da böyle günler geçecek, haftalar bitecek, aylar devrilecek ve hayat bir şekilde yaşanacak... Hayatı yaşama hakkımızı sadece bu hakkı veren hak sahibinin alacağını anımsatma gereği bile duymak istemiyorum bazılarına...

Mert Erdumlu
17.11.2014

İnsan kalmak

Görmek için bazen, çok mesaj gönderiliyor insana da, o yine de görmek istemedğine pek konduramıyor... Öyle anlar var ki, öyle oluyor ki, insanın içi, yüreği, beyni kerpetenlerle sıkıştırılıyor... Ama çaresi yok.. 

Acıyı çeke çeke taşlaşmış sandığınız yüreğiniz, bir kere daha acıtıldığında anlıyorsunuz, insan olmanın ve insan kalmanın zorluğunu... 

Mert Erdumlu 
16.11.2014

29 Ekim 2014 Çarşamba

Türkçe Olimpiyatları temalı metal 1 TL'ler ile ilgili sıradışı bir ayrıntı...

Bazen bazı mecralarda, bilgiye erişmek ve muhakemeden yoksun bazı sözüm ona enteller tarafından, kullanımda olan metal 1 TL'lerde Türkçe Olimpiyatları teması kullanımıyla basılmış az sayıdaki hatıra baskının niteliği çarptırılarak yorumlanmaktadır...

Üzülerek hayretler içerisinde takip ediyor ve gördüğüm yerlerde müdahale de ediyorum...

Demek ki sadece Cumhuriyetçiyim ve Atatürkçüyüm demek ve tribün edasıyla bir coşku seli oluşturmak yetmiyormuş arkadaşlar...

Okumak, çalışmak, öğrenmek ve en önemlisi bilgiyi muhakeme etmek zorundayız. Evet, Atatürkçüyüm ya da Kemalistim diyorsanız, olay sadece rozet takıp, sağda solda alkış tutmak değil arkadaşlar... Olay, okumak, öğrenmek, muhakeme edilen bilgileri en doğru şekilde paylaşmak ve kitlelere faydalı olabilmek...

Bundan yıllar önce de basılmış 2 farklı hatıra baskılı tedavül para örneği paylaşmak istedim sizlerle...

Bir tanesi de 1998 senesinde tedavül eden metal 100.000 TL'nin hatıra baskısı ve teması da CUMHURİYET'İN 75. YILI...

Yani sizler vakıf olmadığınız bir konuda erken hüküm verirseniz, beğenmediğiniz ve bir çoğunu aptal olarak yorumladığınız kitle de sizi bir sonraki hamlede kenara rahatlıkla sıkıştırabilir...

En iyisi içinizden biri olarak bu ayrıntıyı ben izah edeyim ve buna benzer tuzaklara düşmemeniz hususunda da sizleri uyarayım... Karşı tarafta malesef ki arkadaşlar, herkes aptal değil...

Eğer hedefimiz Cumhuriyet'e sahip çıkmak ve yılmaz bekçilik yapmak ise, bilgi ve muhakeme konularında kusursuz olmalıyız... Fark arz edeceğimiz nokta buysa şayet, iddialıyız demekle yetinmemeli, harfiyen iddialı olmak zorundayız.

Mert Erdumlu
30.10.2014





7 Ekim 2014 Salı

Futboldan bir örnek ile Atatürk'ün başarılı bir komutan olduğunun izahı...

Galatasaray iyi bir takım mı?

İdare eder değil mi? Türkiye standartlarının üzerinde çok futbolcusu var... 1-2 aksaklığı gözardı edecek olursak, bireysel olarak en iyi oyuncular da Galatasaray'da diyebiliriz...

Peki, teknik direktör için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

Peki, iyi bir teknik direktör ile bu takımın neler yapabileceğini tahmin ediyorsunuz değil mi?

İşte, Atatürk olmasaydı Kurtuluş Savaşı'nda askerlerimiz, imamlarımız savaştı da aldı diyenlere verilecek en güzel örneklerden bir tanesi...

Tabi ki sahada çıkıp futbolcu koşacak, oynayacak... Ama iyi bir teknik direktör o sahadakilere çok şey katacak...
Saygılar..


Mert Erdumlu
07.10.2014

5 Ekim 2014 Pazar

Bir düş...

Bir düş kurarsınız, içinde bir gelecek yaratırsınız, hayali bile heyecanlandırır sizi...

Bir düş kurarsınız, el ele yürürsünüz düşünüzde, sıcaklığı bile kavurur sizi...

Bir düş kurarsınız, geleceğe daha berrak bakarsınız, gözlerinizin kamaşması bile mutlu eder sizi...

Bir düş görürsünüz düşünüzde, uyanmadan kan ter içinde kalırsınız bazen...

Bir düş...

Kırılırsa bir düş, bir daha hiç düşleyemezsiniz...

Düşmüşseniz düşünüzde, canınız yanar gerçekte hiç yanmadığı kadar...


Mert Erdumlu
05.10.2014